Görmedim, Duymadım, Bilmiyorum, Umurumda değil...
Kahvaltıda Fon. Öğle yemeğinde Fon.
Akşam menüsünde ne var diye sorarsanız. Sürpriz (!) Yine Fon.
İşte Fon, evde Fon.
Çarşıda Fon, kahvede Fon.
Sohbetlerde Fon, Telefonda Fon.
TV’lerde FON, medyada Fon.
Varsa Fon, Yoksa Fon.
7/24 Fon, Fon, Fon...
Milletçe fon ile kalkıp fon ile yatıyoruz. Zihinlerimiz bulandı. Aklımız karıştı. Artık, öfkemizi kontrol etmekte zorlanıyoruz. Tırlatmak üzereyiz diyorsanız;
Sakin olun ve asla panik yapmayın ve bu yazımı dikkatlice okuyun(!)
Devletin tüm organları ve yetkililer, görevlerinin başındalar.
Öyle ki;
Sermaye Piyasasının güven ve itibarını kurtarma çalışmaları için gece gündüz uğraşıyorlar.
Fon tavsiye kurulu, fon yasası, fon teklifi, suç duyuruları, gözaltılar, ifadeye çağrılanlar, rüşvet suçlamaları, şirketlere uygulanan yaptırımlar, mağdurların haklarının ödenmesi için, teknik ve idari şartnameler ve uygulanacak yol haritası...
Çalışmalar hız kazandı.
Yüzyılın vurgunu olsa da, unutmayın ki;
Fon’un kara kutusu var ve er geç deşifre edilecek. Her şey gün yüzüne çıkarılacak ve tanrılar cezalandırılacak.
İktidar partili siyasiler, bürokratlar, yandaşlar ve sempatizanları şunu çok iyi biliyorlar.
Fon kasırgası;
Artık cilalı sözlerle, teselli edici vaatlerle, vay şöyleydi vay böyleydi gibi akıl ve mantık sınırlarını zorlayan taktik ve davranışlarla,
Unutulacak veya duracak veyahut da örtbas edilecek gibi değil.
Bu öyle bir kasırga ki, her şeyi silip süpürecek. Tozu dumana katacak.
Peki ya;
3 Maymunu oynamaya devam ederlerse;
İşte o zaman seçimi kaybederler. Bu kasırga ne koltuk bırakır, ne taht.
Öte yandan; Muhalefet partileri ise;
Durumdan istifade etmeye, nemalanmaya devam ediyor. Topyekûn sürekli bir saldırı halindeler.
Öyle ki;
Halkı isyana teşvik edici sözler ve talihsiz girişimler yapmaktadırlar.
Peki ya;
İsyan çıkarsa umurumuzda olmaz derken, dördüncü maymunu oynamakta kararlı olurlarsa...
İşte o zaman yanarız. Ortada ne murat kalır, ne de devlet...
Sebebine gelince;
Osmanlı tarihinden çok iyi bir örnek verebilirim.
3 kıtada nam salan Osmanlı İmparatorluğu bir halk ayaklanmasından sonra çöküş dönemine girmiş sonrasında ise yok olmuştur.
Burayı biraz açalım istiyorum.
Osmanlının kuruluş, yükseliş, duraklama, gerileme ve çöküş dönemleri tarihçiler tarafından ele alınmış, her bir dönem üzerinde titiz çalışmalar yapılmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu Gerileme dönemi içerisindeyken, geniş çaplı bir halk ayaklanması meydana gelmiş, sonrasında da çöküş dönemi yaşamıştır.
Nihayetinde ise, koskoca imparatorluk yok olmuştur.
Tarihte Patrona Halil İsyanı olarak bilinen bu ayaklanma sonucunda;
Lale devri bitmiş, Padişah III. Ahmed tahttan indirilmiş, Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa ve bazı devlet adamları idam edilmiştir.
İsyanın çıkış nedeni ve gerekçeleri ise, günümüz şartları ile neredeyse örtüşmektedir.
Ekonomik sıkıntılar, yüksek enflasyon, mali yapıdaki bozulmalar nedeniyle artan vergiler, temel tüketim maddelerindeki fiyat artışları ve halkın ile esnafın yoksullaşması.
Ayrıca; Devletin ödemek zorunda kaldığı yüksek faizlere rağmen, sarayın lüks ve şatafatı bırakmaması, israfta en önde gitmesi, bu halk ayaklanmasının başlıca sebepleri sayılmıştır.
Tarih kronolojisi de ilginçtir. 1730 yılları eylül ve kasım aylarına denk gelmiştir.
Başkaca örtüşen şeyler de vardır. Örneğin İran savaşları ve askeri hareketlerdeki sapmalar, yanlış dış politikalar, günümüzde olduğu gibi bu isyanın olduğu dönemlerde birebir yaşanmıştır.
Bence tarihte en büyük ders Patrona Halil İsyanı’dır.
Gerekçeleri ve sonuçları bakımından, günümüzdeki olaylar ile karşılaştırılınca içerikleri bakımından paralellik taşır.
İşte bu yüzden muhalefet ve yanlıları çok dikkat etmeli, halkı ayaklandıracak eylem ve sözlerden derhal uzaklaşmalıdır.
Çünkü böyle bir isyan çöküşümüz olur.
Tarih tekerrürden ibaret değil midir!!!
En derin Saygılarımla,
Allah’a emanet olunuz.





