İnsan vücudunun yaklaşık üçte ikisi sudan oluşur ve bu oran, sindirimden vücut ısısının düzenlenmesine, eklemlerin korunmasından beyin fonksiyonlarına kadar pek çok süreç için gereklidir. Yaz aylarında terleme yoluyla kaybedilen sıvı miktarı arttığı için su ihtiyacı da buna paralel olarak yükselir; özellikle sıcak iklime sahip bölgelerde yaşayanlar ve açık havada çalışanlar bu konuda daha dikkatli olmalıdır.
Günlük su ihtiyacı kişiden kişiye değişse de, uzmanlar genel bir başlangıç noktası olarak günde 1,5-2 litre su tüketilmesini önerir. Bu miktar; yaş, kilo, aktivite düzeyi, hava sıcaklığı ve sağlık durumuna göre artabilir. Susama hissi genellikle vücudun hafif seviyede susuz kaldığının bir işaretidir, bu yüzden susamayı beklemeden düzenli aralıklarla su içmek daha sağlıklı bir alışkanlıktır.
Yetersiz su tüketimi; baş ağrısı, yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü ve cilt kuruluğu gibi belirtilere yol açabilir. Uzun süreli ve ciddi susuz kalma durumlarında ise böbrek fonksiyonları ve kalp-damar sistemi üzerinde olumsuz etkiler görülebilir. Bu nedenle özellikle yaşlılar ve çocuklar gibi risk gruplarında su tüketiminin takip edilmesi önem taşır.
Su içmeyi alışkanlık hâline getirmek için yanında her zaman bir su şişesi bulundurmak, öğün aralarında düzenli olarak su içmeyi hatırlatan basit rutinler oluşturmak ve meyve/sebze ağırlıklı beslenerek sıvı alımını desteklemek pratik yöntemler arasında sayılabilir. Çay ve kahve gibi kafeinli içecekler sıvı alımına katkı sağlasa da, tek başına su tüketiminin yerini tutmaz.

