İnsan hayatta bazı yollara ayaklarıyla değil, önce zihniyle çıkar.
Bir yol vardır önümüzde…
Nereye varacağını tam olarak bilmediğimiz, zaman zaman yokuşlarla, taşlarla ve engellerle karşılaşacağımız uzun bir yol.
Fakat bu yolun en zor tarafı, dışarıdaki yokuşlar değildir.
Asıl yokuş insanın içindedir.
Daha ilk adımı atmadan zihninden bir ses yükselir:
“Yapamam.”
İşte insan bazen tam o anda kaybetmeye başlar.
Çünkü insanın attığı ilk adım ayağıyla değil, düşüncesiyle atılır.
Zihninde yürümeye cesaret edemeyen, hayatın yolunda da fazla ilerleyemez.
Mevlana Kuddise Sirruh’un şu sözü, insanın içindeki bu yolculuğu anlatır:
“Kendine gel, yepyeni bir söz söyle de dünya yenilensin.”
Belki de insanın kendisine söylemesi gereken ilk yeni söz şudur:
“Deneyeceğim.”
Çünkü yola çıkmak, yolun kolay olacağı anlamına gelmez.
Bazen önümüze büyük bir kaya çıkar.
Bazen yokuş dikleşir.
Bazen nefesimiz kesilir.
Bazen attığımız birkaç adımın ardından geriye düşeriz.
Fakat düşmek, yolun bittiği anlamına gelmez.
Yolcu düşebilir.
Yolcu yorulabilir.
Yolcu yanlış yola sapabilir.
Ama yeniden ayağa kalkıp yürüyebiliyorsa hâlâ yolcudur.
Zihnen kazanan insanın farkı da burada ortaya çıkar.
O, karşılaştığı her engeli “Bitti.” diye okumaz.
“Buradan nasıl geçebilirim?” diye sorar.
Yaptığı hatayı yenilgi olarak görmez.
Yolun kendisine öğrettiği bir ders olarak görür.
Bir adımını yanlış attıysa, bir sonraki adımını daha dikkatli atar.
Çünkü bilir ki her engel, yolculuğun düşmanı değildir.
Bazı engeller, insanı güçlendiren basamaklardır.
İşte bu yüzden başkalarının sözleri de onun yolunu belirleyemez.
Birileri:
“Sen bu yolu tamamlayamazsın.”
der.
O yürümeye devam eder.
Birileri onu küçümser.
O yürümeye devam eder.
Birileri geri dönmesini ister.
O, neden yola çıktığını hatırlayıp yürümeye devam eder.
Çünkü yürüyüşün yönünü dışarıdaki sesler değil, içerideki inanç belirler.
İnsan zihninde yenilmişse, önündeki yol ne kadar kısa olursa olsun ona uzun gelir.
Ama zihninde kazanmışsa, yol ne kadar uzun olursa olsun bir gün biteceğine inanır.
Mevlana Kuddise Sirruh şöyle der:
“Dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait. Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”
Öyleyse insanın dün söylediği “Yapamam.” sözü, bugünün yolunu belirlememelidir.
Dün düştüysen bugün kalkabilirsin.
Dün yanıldıysan bugün yeniden deneyebilirsin.
Dün başaramadıysan bugün başka bir yoldan yürüyebilirsin.
Çünkü hayat, aynı yerde durup kendimize yenilgiyi anlatmak için değil; yeniden yola çıkmak için verilmiş bir fırsattır.
Ve yolun sonunda asıl kazanılan şey, başkalarını geride bırakmak değildir.
Asıl zafer, insanın kendi içindeki korkuyu geride bırakmasıdır.
Kendi şüphesini aşmasıdır.
Kendi “yapamam” sözünün üzerine çıkmasıdır.
Çünkü insanın en büyük rakibi çoğu zaman karşısındaki kişi değildir.
Kendi zihnindeki sınırdır.
O sınırı aşabildiği gün, önündeki yol değişmese bile yürüyen insan değişmiştir.
Artık aynı yokuşa başka gözlerle bakar.
Aynı engele başka bir cesaretle yaklaşır.
Aynı zorluğu başka bir inançla karşılar.
Ve bir gün dönüp arkasına baktığında şunu fark eder:
Beni zirveye ulaştıran, yolun kolay olması değildi.
Zor olduğu halde yürümeye devam etmemdi.
İşte gerçek mücadele budur.
İnsan önce kendi içinde kazanır.
Sonra o zafer, adımlarına yansır.
Çünkü zihninde yürümeye başlayan insanın ayağı da bir gün yolu bulur.
Ve bazı insanlar vardır…
Daha yolun başındayken zirveyi göremezler.
Ama zirveye ulaşacaklarına inanırlar.
Onları güçlü kılan da budur.
Çünkü insan, önce zihninde kazanır; sonra hayatın yolunda o zaferin peşinden yürür.
Onur Ercan





