Sancak Gazetesi
SON DAKİKA
KÖŞE YAZISI

YOKLUĞUNU SUN

Sen değersiz değilsin; fakat değerini bilmeyenlerin yanında kendini tüketme.” İnsan bazen kendisini anlatabilmek için ömründen verir.

Onur Ercan
Onur Ercan
3 gün önce
Paylaş
YOKLUĞUNU SUN

Mevlana Kuddise Sirruh şöyle seslenir insanın gönlüne:

“Sen değersiz değilsin; fakat değerini bilmeyenlerin yanında kendini tüketme.”

İnsan bazen kendisini anlatabilmek için ömründen verir.

Biraz daha anlayış gösterir…

Biraz daha fedakârlık yapar…

Biraz daha susar…

Biraz daha verir…

Sonra dönüp kendisine bakar ve sorar:

“Ben daha ne yapmalıyım?”

Belki de cevap, daha fazlasını yapmak değildir.

Çünkü bazı insanlara ne kadar verirseniz verin, verdikleriniz onların gözünde çoğalmaz. Aksine alışkanlığa dönüşür.

İlk verdiğiniz iyilik bir lütuftur.

İkincisi bir güzelliktir.

Üçüncüsü bir fedakârlıktır.

Ama siz vermeye devam ettikçe, bir müddet sonra karşınızdaki bunu iyilik olarak değil, göreviniz olarak görmeye başlayabilir.

İşte insanın en çok yorulduğu yer burasıdır.

Çünkü mesele verdiğinin azlığı değildir.

Mesele, verilenin kıymetinin bilinmemesidir.

Bir sofrayı düşünün…

Masada onlarca çeşit yemek vardır. Her şey yerli yerindedir. Fakat tuz yoktur.

Tuz, menünün başrolünde değildir.

Kimse “Bugün tuz var mı?” diye sofraya oturmaz.

Ama eksik olduğunda herkes fark eder.

İşte bazı insanların hayattaki yeri de böyledir.

Sessizdirler.

Gösterişsizdirler.

Kendilerini öne çıkarmazlar.

Varlıkları fark edilmez belki…

Ama yoklukları, sofradaki tuzun eksikliği gibi hemen hissedilir.

Ne var ki insan, değerini bilmeyen birine kendisini ispatlamaya çalıştıkça kendi kıymetini de tüketmeye başlar.

“Bak, ben bunu da yaptım…”

“Bak, senin için şunu da yaptım…”

“Bak, ne kadar fedakârlık yaptım…”

Bir süre sonra insan iyilik yapmaktan çok, iyiliğinin görülmesini beklemeye başlar.

Oysa gerçek değer, sürekli kendisini anlatmak zorunda kalmaz.

Güneş doğduğunu ilan etmez.

Su, “Ben susuzluğu gideriyorum.” diye bağırmaz.

Ağaç, verdiği meyvenin hesabını tutmaz.

Ve gerçekten değerli olan insan da her zaman kendisini kanıtlamak zorunda değildir.

Bazen susmak gerekir.

Bazen geri çekilmek…

Bazen bir adım geriye gitmek…

Çünkü sürekli verdiğiniz yerde, yokluğunuzun ne anlama geldiğini kimse düşünmeyebilir.

Fakat çekildiğinizde bazı gerçekler görünür hâle gelir.

İşte o zaman anlarsınız:

Bazı insanlar sizin değerinizi, varlığınızdan değil; yokluğunuzdan sonra anlamıştır.

Bu yüzden hayatın bazı dönemlerinde daha fazla vermek yerine, verdiğinizin değerini bilmeyene yokluğunuzu sunmak gerekir.

Bu bir intikam değildir.

Küsmek değildir.

Kin hiç değildir.

Bu, insanın kendisine duyduğu saygıdır.

Çünkü insanın kendisini tüketmesi fedakârlık değildir.

Her kapıyı çalmak sabır değildir.

Her susuş olgunluk değildir.

Ve her veriş de iyilik değildir.

Bazen geri çekilmek gerekir ki karşınızdaki, sizin sürekli orada oluşunuzu değil, yokluğunuzun bıraktığı boşluğu fark etsin.

Belki de hayat bize şunu öğretmek istiyor:

Her sofraya tuz olmaya çalışma.

Bazı sofralar tuzsuz kalmayı hak eder.

Bazı insanlar ise sizin verdiğinizin kıymetini ancak siz vermeyi bıraktığınızda anlayabilir.

Çünkü…

Verdiğin hiçbir şey yetmediyse, yokluğunu sun.

Tuz menüde yer almaz.

Ama eksildiğinde, bütün sofranın tadı değişir.

Onur Ercan

Köşe Yazısı Detay Reklamı